Menorca

Mallorca değil, Menorca…
Balear Adaları’nın en ayrıcalıklı kaçamağı: Menorca

Eğer bakir, sessiz ve masmavi koylarda, şezlong sıraları olmadan denizin tadını çıkarmayı; sofistike ama gösterişsiz “slow living” otellerde kalmayı; sabahları muhteşem yürüyüş patikalarında güne başlamayı seviyorsanız Menorca’yı listenize mutlaka ekleyin.

Burada günler acele etmeden akıyor. Muazzam koylarda denize giriliyor, zincir restoranlar yerine yerel gurme adreslerde uzun yemekler yeniyor, küçük butiklerde alışveriş yapılıyor, sanat galerileri geziliyor ve adanın sade ritmine kolayca kapılıyorsunuz.

Özellikle Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim ayları Menorca’nın en güzel dönemi. Hava hâlâ harika, ada daha sakin ve doğanın tadını gerçekten çıkarabiliyorsunuz. Temmuz ve Ağustos ise epey daha sıcak ve çok daha kalabalık geçebiliyor.

Burası Ibiza gibi yüksek müzikli beach club’ların ya da Mallorca gibi büyük resortların adası değil. Menorca daha çok bilenlerin kaçtığı bir yer gibi. Fransızlar, İspanyollar, sanatçılar, yaratıcı insanlar… Hepsi burada biraz saklanıyor sanki.

Adanın en güzel tarafı doğasının hâlâ korunmuş olması.
Koyların çoğuna ulaşmak için biraz yürümek gerekiyor.

Arabayı bırakıp patikalardan ilerliyorsunuz ve bir anda karşınıza neredeyse Karayipler gibi turkuaz bir su çıkıyor. Özellikle güney kıyıları inanılmaz güzel — Cala Macarella, Cala Mitjana, Cala Turqueta gibi koylarda su gerçekten Bahamalar tonlarında.

Bu konuya dair küçük bir not: plajlarda hiçbir konfor yok; kayalıkların üzerine havlu sererek, kuma şemsiye saplayarak, piknik çantasıyla bir gün geçiriliyor. Bu yüzden Menorca’da plaj çantasının olmazsa olmazları: bir şemsiye, rahat yürüyüş ayakkabıları ve büyük bir havlu.

Ancak Menorca’da deniz sadece plajdan yaşanmıyor. Küçük bir tekne kiralayıp koy koy dolaşmak adayı hissetmenin en güzel yollarından biri. Karadan ulaşılması zor minicik koylara giriyorsunuz; sadece kayalar, çam ağaçları ve deniz sesi var.

Bu yüzden otelin her detayı bir ev hissi taşıyor: Pierre Frey kumaşlar, Akdeniz tonlarında camlar,termal spa’da zümrüt yeşili seramikler, gün batımına karışan şeftali tonlarında şemsiyeler….

Hiçbir şey “fazla tasarlanmış” gibi durmuyor—her şey doğal bir bütünlük içinde.

Adanın iç tarafı ise tamamen başka bir dünya.

Taş duvarlarla çevrili tarlalar, eski finca’lar (çiftlik evleri), yel değirmenleri… Her şey çok yalın ama estetik. Buradaki lüks anlayışı da zaten bu: bağırmayan bir güzellik.

Son yıllarda Fransız yaratıcı çevreleri adayı ciddi şekilde değiştirmiş. Özellikle Les Domaines de Fontenille gibi grupların restore ettiği finca otelleriyle Menorca’nın “slow luxury” tarafı çok güçlenmiş durumda. Menorca Experimental gibi oteller ise bohem ama son derece stil sahibi bir atmosfer yaratıyor.

En beğendiğim otel ise Vestige grubuna ait Son Vell.

İspanya ve Balear Adaları’ndaki tarihi yapıları büyük bir hassasiyetle restore eden aile şirketi Vestige Collection’ın adadaki iki projesinden biri olan Son Vell, insana bir otelde değil de özel bir malikânede kalıyormuş hissi veriyor. Özenle restore edilmiş 18. yüzyıldan kalma İtalyan tarzı malikâne ve onu çevreleyen geniş çiftlik arazisi gerçekten etkileyici.

Bir de sanat tarafı var

Mahón Limanı’ndaki Hauser & Wirth galerisi sayesinde ada artık sadece bir yaz destinasyonu değil; kültürel olarak da oldukça güçlü bir noktaya dönüşmüş durumda. Ana karadan yalnızca 5 dakikalık bir tekne yolculuğuyla ulaşılan (önceden rez yapmak lazım) Hauser & Wirth Menorca, İlla de Rei’deki eski bir İngiliz donanma hastanesinin içinde yer alan son derece modern bir sergi alanı. Mekanda sekiz galeri, açık hava heykel parkuru, butik mağaza ve restoran bulunuyor.

Bence Menorca’nın en güzel özeti şu olabilir:

Burada insanlar oftösteriş yapmak için deoftil, hayatı yavaşlatmak için ofteliyor.

Menorca Hakkında Küçük Notlar

  • Adanın meşhur kuzey rüzgârının adı Tramuntana. Sert estiği günlerde denizin rengini ve adanın enerjisini tamamen değiştiriyor. Yereller bu rüzgârın insanın ruh hâlini bile etkilediğine inanıyor.
  • Menorca’nın en ünlü yemeği Caldereta de Langosta, yani ıstakoz güveci. Özellikle Fornells bu konuda çok meşhur.
  • Ada, kaliteli yabani çiçek ballarıyla tanınıyor. Tramuntana rüzgârı ve tuzlu hava bala hafif aromatik bir karakter veriyor.
  • Menorca’da zeytinyağı üretimi küçük ölçekli ama oldukça rafine. Birçok finca kendi zeytinlerini sıkıyor.
  • Adada çok sayıda deniz feneri bulunuyor. Özellikle Favàritx Lighthouse siyah volkanik taşların üzerindeki görüntüsüyle neredeyse İzlanda’yı andırıyor.
  • Güney kıyıları turkuaz ve sakin; kuzey kıyıları ise daha vahşi, rüzgârlı ve dramatik.
  • Yerel peynirleri çok meşhur. Özellikle Mahón cheese hafif tuzlu ve yoğun aromalı bir peynir.
  • Ada etrafındaki eski at yolu Camí de Cavalls bugün Avrupa’nın en güzel sahil yürüyüş rotalarından biri kabul ediliyor.
  • Menorca’nın en meşhur ürünü “Avarca” ya da “Menorquina” adı verilen deri sandaletler. Hâlâ birçok küçük atölyede elde üretiliyor.
  • Adanın mimarisinde kullanılan açık renkli özel taşın adı Marés taşı.
  • Eski finca’larda, duvarlarda ve deniz fenerlerinde sıkça karşınıza çıkıyor.

Menorca’da Gezilecek Kasabalar

Ciutadella

Bana göre adanın en güzel kasabası. Dar taş sokakları, küçük meydanları, keten butiklerini ve sakin şık restoranlarını çok seviyorum. Akşamüstü aperitivo için en keyifli yerlerden biri.

Mahón

Adanın başkenti ve büyük limanı. İngiliz etkisi burada daha çok hissediliyor. Sanat galerileri, küçük tasarım dükkânları ve liman boyunca uzun yemekler için güzel bir atmosfere sahip. Tam gezebilmek için 2-3 saat ayırmak gerekiyor.

Binibeca

Tamamen beyaz evlerden oluşan küçük bir balıkçı köyü gibi görünüyor. Biraz turistik ama fotoğraf açısından çok güzel ve çok Akdeniz hissi veriyor.

Fornells

Sessiz bir kuzey balıkçı kasabası. Özellikle ıstakoz güveci için ünlü. Daha doğal ve yerel bir havası var.

Es Mercadal

Adanın tam ortasında yer alıyor. Beyaz evleri, sakin meydanı ve yerel yaşam hissiyle çok otantik.

Alaio

Daha az turistin gittiği, günlük Menorca yaşamını hissettiren küçük bir kasaba.

Sant Lluís

Fransız etkisinin hissedildiği sakin bir kasaba. Çevresindeki finca otelleri ve küçük köy yolları çok güzel.

Es Castell

Liman kenarında, daha yerel ve huzurlu bir atmosfere sahip. Gün batımı yürüyüşleri için çok keyifli.

Ferreries

Adanın zanaat ve ayakkabı üretimiyle tanınan küçük kasabalarından biri. Avarca sandaletlerinin üretildiği yerlerden.

Menorca’da Sevdiğim Oteller

Vestige Son Vell

Son Vell, Menorca’nın en rafine ve sessiz lüks anlayışını temsil ediyor.

  1. yüzyıldan kalma tarihi bir malikânenin zarif bir restorasyonla yeniden hayat bulduğu bu otel, adadaki en özel konaklama deneyimlerinden biri.

Son Vell’in bir diğer ayrıcalığı da otelin misafirlerine sunduğu küçük ve korunaklı koyu. Ancak burayı klasik anlamda bir “özel plaj” olarak düşünmemek gerekiyor. Otelden yaklaşık 10 dakikalık keyifli bir bisiklet yolculuğuyla ulaşılan bu küçük koyda, Menorca’nın en güzel özelliklerinden biri olan doğallık aynen korunmuş. Dışarıdan çok fazla kişinin bilmediği veya ulaşamadığı bu sakin koyda, turkuaz suyun tadını kalabalıklardan uzak şekilde çıkarabiliyorsunuz. Aslında Son Vell’in lüks anlayışını da tam olarak bu özetliyor: Daha fazla konfor değil, daha fazla doğallık ve ayrıcalıklı bir huzur.

Menorca Experimental

Paris’in ikonik Experimental Group ekibi tarafından açılan Menorca Experimental, adanın ruhunu en iyi yansıtan yerlerden biri. Eski bir çiftlik yapısının restore edilmesiyle oluşturulan otel; doğal dokusunu korurken son derece sofistike bir atmosfer yaratmış.

Terracotta detaylar, zeytin ağacı zeminler, renkli tasarımlar ve vahşi bahçeler sayesinde otel bazen bir butik otelden çok yaratıcı bir sanat komünü gibi hissettiriyor. Çiftlikten sofraya mutfağı, seramik atölyeleri ve at binme gibi deneyimleriyle ada ruhunu çok güzel yaşatıyor.

Santa Ponsa Fontenille Menorca & Torre Vella Fontenille Menorca

Les Domaines de Fontenille grubunun restore ettiği bu iki finca, Menorca’nın iki farklı ruhunu temsil ediyor.

Santa Ponsa daha sakin, doğayla iç içe ve huzurlu bir kaçış hissi veriyor. Bağlar, eski taş duvarlar, küçük çiftlik alanları ve spa atmosferiyle çok dingin bir yer.

Torre Vella ise daha bohem ve sahil odaklı. Uçurum kenarındaki konumu, beyaz taş yapıları, rattan detayları ve rahat atmosferiyle tam bir Akdeniz inzivası hissi yaratıyor.

Torralbenc

Adanın güneydoğusundaki tepelerde yer alan Torralbenc, restore edilmiş eski bir finca oteli. Taş duvarlar, üzüm bağları, begonviller ve sonsuz deniz manzarasıyla Menorca’nın en zarif otellerinden biri.

Kendi şarabını üreten otelin restoranı da oldukça başarılı. Özellikle Menorca usulü ıstakoz mutlaka denenmeli.

Favori Koylarım

Aşağıda yazdığım koyların hiçbirinde şezlong yok, tesis yok. Sadece arada bir gelen içecek ve ananas, mango, coconut gibi meyveler satan el arabalı satıcılar var. O yüzden muhakkak nakit olsun yanınızda.

Cala Macarella: Menorca’nın en meşhur plajlarından biri. Macarelleta’nın büyük kız kardeşi olan bu koya ulaşmak için otoparktan 15 dakikalık yürüyüş gerekiyor, sağlam ayakkabı şart.

Cala Turqueta: Cliff jumping… ve çam ağaçları arasındaki çarpıcı turkuaz suyu. Çok popüler olduğundan erken gitmek gerekiyor.

Cala Mitjaneta: Minik gizli koy keşfi Cala Mitjana kalabalık olduğunda insanlar yüzerek bu küçük koya geçiyor. Sadece yaklaşık 20 kişilik alnı var.

Cala Son Saura: Son Vell otelinden bisikletlerle 12 dakikada ulaşılıyor. Olağanüstü mavi su ve kum.

Calo Blanc: Kumdan çok kayalık var. İnsanlar esas olarak akıl almaz parlaklıktaki su için geliyor.

Cala Mesquida: Az bilinen ama çok güzel resort plajı. Otopark, tuvalet mevcut. Ayrıca Cap Roig restoranı ve ev yapımı dondurmalarıyla ünlü küçük bir dondurma arabası bulunuyor.

Tavsiye Lokantalar

Cap Roig: Taptaze deniz ürünleriyle ünlü. deniz manzarası eşliğinde taze balık için, Sa Mesquida köyünün hemen dışında yer alan Cap Roig hem yerlilerin hem turistlerin favorilerinden biri.

En Caragol: Denize karşı konumlanmış olan bu restoranın mürekkep balıklı ve Carabinero karidesli pilavları tercih ediliyor.

Binifadet: Adanın en eski şarap üreticilerinden biri. Bağ gezisi ve tadım yapılabiliyor.

Cafe Balear: Tapas için adanın klasiklerinden biri. Özellikle açık hava masaları çok seviliyor.

Cova d’en Xoroi: kayalıklarınn içine kurulmuş mağara bar-klüp. Gün batımı manzarası adanın en iyilerinden sayılıyor.

Restaurant Yvette: Manzarası harika, çok güzel değişik kayalıklara bakan bir koyun içinde. Yemekleri de çok güzel. Biz çok sevdik.

Tamanindos: Öğlen yemeği için çok güzel.

Vestige Son Ermita: Vestige grubunun diğer otelinin lokantası. Şayet dolunay gecesi giderseniz, muhakkak o akşam bu otelin lokantasında yiyin. yemekleri de çok güzel, tarladan sofraya konsepti ve özellikle et yemeklerini tavsiye ediyorum.

Cantina: Hauser &Wirth galerisinin olduğu Isla del Rey’deki bahçe içindeki lokanta. Vahşi zeytin ağaçları arasında yer alan Cantina’da yemekler Menorca’nın yerel bitki örtüsü ürünlerinden hazırlanıyor.

Sa Llagosta: Fornell de ve adanın en iyi ıstakoz güvecini sunuyor.

Es Bruc: Santandria Plajında, gündüz plaj sonrası gitmek için güzel bir alternatif ama muhakkak rezervasyon yapmak gerekiyor. Günlük taze balık, Mahon kaya midyeleri ve deniz ürünleri ve Mahon peyniriyle hazırlanan omlet menünün öne çıkan lezzetleri arasında.

Keyifli seyahatler dileriz...

Canan Çehreli
Samsara Curated Travels