Madeira

Madeira
Yemyeşil dağlar, sisli ormanlar ve Atlantik kıyıları
Çiçekler ve muz ağaçlarıyla dolu dik yamaçlar, bulutların arasında kaybolan dağlar, okyanusla buluşan volkanik kayalıklar… Atlantik’in ortasındaki bu Portekiz adası, birbirinden çok farklı manzaraları bir arada sunuyor.



Adaya vardığımda beni en çok etkileyen, doğanın bu kadar güçlü hissedilmesi oldu. Kıyıda güneşli ve sıcak bir hava varken dağlara çıktığınızda kendinizi sisli, serin ve bambaşka bir dünyanın içinde buluyorsunuz. Sabah bulutların arasında yürüyüp öğleden sonra deniz kenarında güneşin tadını çıkarabilmek, Madeira’nın en güzel yanlarından biri.
“Çiçek Adası” adını da boşuna almamış. Evlerin bahçeleri, yol kenarları, balkonlar… Her yerde çiçekler var.



Doğa yürüyüşlerini, küçük kasabaları ve yerel üreticileri keşfetmeyi seviyorsanız Madeira’da yapacak çok şey bulacaksınız. Adayı gezmek için en az beş gün ayırmak iyi bir başlangıç. Yürüyüşlere de zaman bırakmak ve biraz daha yavaş gezmek isterseniz bir hafta daha rahat olur.
Funchal: Sokaklar, bahçeler ve küçük keşifler
Dağlarla okyanusun arasına yerleşen Funchal, adayı keşfetmeye başlamak için güzel bir nokta. Siyah-beyaz taş döşeli kaldırımları, eski evleri, pastaneleri ve denize açılan sokaklarıyla burada yürüyerek vakit geçirmek çok keyifli.



Eski Şehirde Dolaşmak
Funchal’ın eski şehir bölgesi Zona Velha, acele etmeden gezilecek yerlerden. Rua de Santa Maria’nın boyalı kapıları, dar sokaklara küçük bir açık hava galerisi havası veriyor. Restoranların ve barların arasından geçip sahile çıkabilir, bir pastanede kahve ve pastel de nata molası verebilirsiniz.
Pazardan Kitapçıya
Mercado dos Lavradores, tropikal meyveleri, çiçekleri ve balık tezgâhlarıyla renkli bir durak. Marakuya, guava, papaya ve cherimoya gibi meyveleri burada bir arada görebilirsiniz.
Geleneksel bisküvi ve kekler için Fábrica Santo António, kitapların arasında dolaşmak için Livraria Esperança not edilebilir. Sanata meraklıysanız Caravel Art Centre da listenize ekleyebileceğiniz adreslerden.
Bir Nakış Hikâyesi: Bordal
Funchal’da, Rua de Fernão de Ornelas üzerindeki Bordal, Madeira’nın geleneksel nakış sanatını keşfetmek için güzel bir durak. 1962’de kurulan bu nakış evi, adanın el işçiliğini yaşatıyor.
Masa örtüleri gerçekten muhteşem. Keten kıyafetleri ve pijamaları da çok güzel. Bir de yakaya takılan çiçekleri var; çok zarif, insanın hemen alıp takası geliyor.



Monte ve Bahçeler
Funchal’dan Monte’ye çıkan teleferik, kırmızı çatılar, bahçeler ve liman üzerinde yükselirken şehri farklı bir açıdan görmenizi sağlıyor.
Monte Palace Tropical Garden, yemyeşil bitki örtüsü ve yürüyüş yollarıyla birkaç saat ayırmaya değer. Bahçeleri seviyorsanız Madeira Botanical Garden’ı da ayrı bir ziyaret olarak planlayabilirsiniz.



Kıyılar, Kasabalar ve Okyanus
Porto Moniz ve Seixal
Kuzeybatıdaki Porto Moniz, volkanik kayalar arasında oluşan doğal deniz havuzlarıyla tanınıyor. Atlantik’in dalgaları hemen yanı başınızdayken bu havuzlarda yüzmek çok etkileyici bir deneyim. Suya girmeden önce denizin durumuna bakmak gerekiyor.
Seixal ise siyah kumlu plajı ve arkasında yükselen yemyeşil yamaçlarıyla adanın en güzel kıyı manzaralarından birini sunuyor. Sörf yapanları izlemek ya da sahilde biraz vakit geçirmek için de çok keyifli.
Bizim gibi sabah Fanal’a doğru yola çıkacaksanız önce Seixal sahilindeki Obsidian Café’de kahve molası verebilirsiniz.



Sahil Kasabalarında Yavaşlamak
Câmara de Lobos, renkli balıkçı tekneleri ve küçük limanıyla yürüyüş ve yemek molası için güzel bir durak.
Ponta do Sol, denize bakan sokakları ve gün batımıyla; Jardim do Mar ise dar geçitleri ve sakin atmosferiyle öne çıkıyor. Bu kasabalarda büyük planlara gerek yok. Biraz yürümek, bir masaya oturmak ve okyanusu izlemek yeterli.
Madalena do Mar çevresinde kıyı boyunca dolaşabilir, kumlu plajda yüzmek isterseniz Calheta’ya uğrayabilirsiniz. Adanın çoğunlukla kayalık ve çakıllı kıyıları arasında, Calheta’nın yapay kumlu plajı farklı bir seçenek sunuyor.
Manzara Molaları
Cabo Girão’nun cam zeminli seyir terası, kıyıya çok yüksekten bakmak isteyenler için etkileyici bir durak.
Santana’nın üçgen biçimli, saz çatılı geleneksel evleri ise Madeira’nın mimarisinin farklı bir yüzünü gösteriyor.
Doğudaki Caniçal, Ponta de São Lourenço yürüyüşünden önce veya sonra yemek molası verebileceğiniz küçük bir yerleşim. Yakınındaki Prainha da koyu renkli kumuyla dikkat çeken küçük bir koy.



Okyanusa Açılmak
Yunus ve balina gözlem turları, Madeira’yı denizden görmek için güzel bir fırsat. Hayvanlarla karşılaşmak elbette garanti değil; ama adanın dik kıyılarını tekneden izlemek bile başlı başına keyifli.
Dalış ve şnorkel yapmak isteyenler için de deniz koşullarına göre katılabilecekleri rehberli turlar bulunuyor.
Madeira’da yürüyüş: Levadalar, zirveler ve sisli ormanlar
Madeira’yı yakından tanımanın en güzel yollarından biri yürümek. Adanın levada adı verilen sulama kanalları, dağlardan su taşıyor. Bu kanalları takip eden patikalar ise ormanların, vadilerin ve zaman zaman tünellerin içinden geçiyor.
Her rotanın manzarası ve zorluğu farklı. Bir gün yemyeşil bir ormanda suyun sesini dinlerken ertesi gün iki yanınızda Atlantik’le, açık ve kayalık bir arazide yürüyebilirsiniz.



Pico do Arieiro–Pico Ruivo: Bulutların üzerinde
PR1, Pico do Arieiro ile adanın en yüksek zirvesi Pico Ruivo arasındaki çarpıcı dağ rotası. Dar sırtlar, merdivenler, tüneller ve derin vadiler boyunca ilerliyor. İyi kondisyon ve yükseklikte rahat hissetmek gerekiyor.
Uzun parkuru yürümek istemeyenler için Pico do Arieiro’nun seyir noktası da dağ manzarasını görmek açısından güzel bir seçenek. Zirveler arasındaki yürüyüşü planlamadan önce parkurun güncel erişim durumunu mutlaka kontrol edin.



Caldeirão Verde: Ormanın içinden şelaleye
PR9, yoğun Laurissilva ormanında levada boyunca ilerleyen, tünelleri ve sonunda ulaşılan şelalesiyle öne çıkan bir rota.
Dik tırmanışlar az olsa da dar, ıslak ve uçuruma yakın bölümler dikkat istiyor. İyi tutunan yürüyüş ayakkabıları ve tüneller için kafa lambası gerekli. Bu yürüyüşe gün içinde geniş bir zaman ayırmak iyi olur.
25 Fontes ve Risco: Suyun izinde
Rabaçal bölgesindeki PR6 Levada das 25 Fontes, yeşilliklerin arasından geçerek küçük su akışlarının beslediği bir gölete ulaşıyor.
Yürüyüş öncesinde Rabaçal’daki kafede kahve ve pastel de nata molası vermenizi tavsiye ederim.
Yakındaki PR6.1 Levada do Risco, yüksekten dökülen Risco Şelalesi’ne uzanıyor. İki rotayı birleştirmek mümkün; toplam mesafe ve efor, başlangıç noktanıza ve seçtiğiniz güzergâha göre değişiyor. Ormanın serinliği ve yol boyunca duyulan su sesi, bu bölgeyi çok özel kılıyor.



Ponta de São Lourenço: Madeira’nın kayalık yüzü
Madeira’nın doğu ucundaki PR8 Vereda da Ponta de São Lourenço, adanın yemyeşil ormanlarından tamamen farklı bir manzara sunuyor.
Kızıl ve kahverengi volkanik kayalıkların arasında, iki yanınızda Atlantik’i görerek yürüyorsunuz. Her dönemeçte başka bir koy, dik bir uçurum veya okyanusa uzanan bir tepe karşınıza çıkıyor.
Gölgenin çok az olduğu bu açık arazide güneş ve rüzgâr oldukça etkili. Tekrarlanan iniş çıkışlar da yürüyüşü zaman zaman yorucu hâle getiriyor, ama manzarası için kesinlikle değer.
Fanal: Yaşlı ağaçların arasında
Fanal’ın kıvrımlı gövdeleri ve yosunlarla kaplı dallarıyla tanınan yaşlı ağaçları, özellikle sis çöktüğünde masalsı bir görünüm kazanıyor.
Burada uzun bir parkur yürümek zorunda değilsiniz. Ağaçların arasında dolaşıp manzaraya zaman ayırmak bile çok güzel. Daha uzun bir orman yürüyüşü isteyenler, yakın çevredeki Levada dos Cedros rotasını da değerlendirebilir.
Yürüyüş öncesinde: Parkurların açık olup olmadığını, ücret ve rezervasyon koşullarını resmî Visit Madeira ve IFCN kanallarından kontrol edin. Dağlarda hava hızla değişebiliyor. Yanınıza su, katmanlı giysiler, yağmurluk ve tünelli rotalar için kafa lambası alın.



Madeira’da ne yenir, ne içilir?
Taze balık, ahtapot ve ton balığı, adada sofraların başrolünde. Bunun yanında şişte pişirilen espetada, sarımsaklı tereyağıyla servis edilen bolo do caco ve muzla birlikte sunulabilen siyah kılıç balığı peixe-espada-preto, deneyebileceğiniz yerel tatlardan.
Şeker kamışı distilatı, bal ve narenciye suyuyla hazırlanan poncha, adanın geleneksel içkisi. Marakuya gibi meyvelerle yapılan çeşitleri de var. Madeira şarabı da seyahat sırasında tadına bakılacaklar arasında.
Madeira’da nerede kalınır?
Casa Velha do Palheiro — Relais & Châteaux
Funchal’ın yukarısında, Palheiro’nun yemyeşil bahçeleri içinde yer alan tarihi bir otel. Eski bir av köşkünden dönüştürülmüş. Kır evi havası ve sakin ortamıyla, doğayla iç içe konaklamak isteyenler için güzel bir seçenek.



Reid’s Palace — A Belmond Hotel
Okyanusa bakan kayalıkların üzerinde, geniş bahçeler içinde yer alan Reid’s Palace, Madeira’nın klasik otellerinden. Deniz manzarası ve zarif atmosferiyle, otelde geçirilen zamanı da seyahatin bir parçası yapmak isteyenler için güzel bir adres.



Daha fazla plaj zamanı: Porto Santo
Seyahatinize birkaç gün daha ekleyebilirseniz Porto Santo’yu da düşünebilirsiniz. Madeira’dan feribotla ulaşılabilen ada, yaklaşık dokuz kilometre uzunluğundaki altın kumlu plajıyla tanınıyor.
Fontinha, bu uzun sahilin kolay ulaşılabilen bölümlerinden. Zimbralinho ise kayalıklarla çevrili, erişimi daha zahmetli küçük bir koy. Porto Santo’yu yoğun bir Madeira programına sıkıştırmak yerine ayrıca zaman ayırarak gezmek daha keyifli olabilir.
Madeira’da en sevdiğim şey, yürüyüşle başlayan bir günü küçük bir sahil kasabasında bitirebilmek oldu. Sabah sisli bir ormanda olmak, öğleden sonra okyanus kenarında oturmak… Burayı gezerken her boşluğu bir planla doldurmak yerine, bazen sadece bulunduğunuz yerde biraz daha kalmak istiyorsunuz.

Keyifli seyahatler dileriz...
Canan Çehreli
Samsara Curated Travels