PIMLICO ROAD: Londra’nın Gizli Tasarım Caddesi

Chelsea ile Belgravia arasında konumlanan bu köklü cadde, sessizce Londra’nın önde gelen tasarım merkezlerinden birine dönüşmüştür. Bu dönüşüm 1960’larda, 83 numarada Ossowski’nin antika dükkânını açmasıyla başladı. 18. yüzyıl İngiliz yaldızlı mobilyalarında uzmanlaşan Ossowski, seçkin bir müşteri kitlesini kendine çekti. Kısa süre sonra antikacı ve iç mekân tasarımcısı Geoffrey Bennison da bu şirin sokakta dükkânını açtı. Cesur kombinasyonları ve “yaşanmışlık” hissi veren teatral ve eklektik tarzıyla Bennison, bölgenin özgün tasarım kimliğini daha da pekiştirdi.
Böylece Pimlico Road, antikacılar, dekoratörler ve galerilerle dolu canlı bir tasarım odağına dönüşmeye başladı.



Sloane Square’in canlı atmosferinin hemen köşesinde olmasına rağmen Pimlico Road küçük ve sakin bir vaha gibi hissedilir. Erken Viktorya dönemine ait kırmızı tuğlalı evlerle çevrili sokakları; simetrik cepheleri ve giyotin pencereleriyle ayırt edilir. Sokak seviyesinde, geniş vitrinli ve süslü kornişli dükkân cephelerinde iç mimarlar, sanat galerileri ve antikacılar yer alırken; üst katlarda klasik Londra
daireleri bulunur.
Tüm bu dokunun kalbinde ise, mahalle sakinlerinin kahve alıp sohbet ettiği şirin bir köşe olan Orange Square vardır. Öne çıkan adresleri keşfetmek için rehberimize göz atın.



İlk durağımız Pimlico Road’un hemen üzerinde, dışardan bakıldığında neredeyse fark edilmeyen bir geçidin ardında saklı küçük bir tasarım avlusu: Newson’s Yard.
Eskiden kereste deposu olarak kullanılan bu alan, bugün tasarım stüdyoları, iç mekan markaları ile dolu.
And Ojects, The Lacquer Company ve Nina Campbell benim en favorilerim arasında.

Newson’s Yard

The Lacquer Company

Nina Campbell
And Objects
Nicholas Jeanes ile ünlü iç mimar Martin Brudnizki’nin amiral mağazası olan And Objects, Brudnizki’nin New York’taki The Fifth Avenue Hotel, Broadwick Soho ve Annabel’s Club gibi projelerinde gördüğümüz eklektik ihtişamı, dokunulabilir ve satın alınabilir bir forma dönüştürüyor. Mekân adeta oyunbaz bir teatraliteyle dolu: mücevher tonlarında Murano mumlar, kesik kadife leopar desenli döşemelerle kaplanmış deri sandalyeler….
Farklı dönem ve kültürlerden ilham alan parçalar, Brudnizki’nin cesur renk kullanımı, zengin dokular ve özgüvenli kürasyonu sayesinde bütüncül bir anlatı oluşturuyor.



The Lacquer Company
Lake tepsi cenneti… Geleneksel lake işçiliğinden ilham alan marka, bu zanaatı çağdaş formlarla birleştiriyor. Boy boy ve renk renk lake tepsilerin yanında, konsollor, yan sehpalar, aksesuarlar hem klasik hem modern iç mekanlara uyum sağlayacak zamansız bir çizgide tasarlanıyor.



NINA CAMPBELL
Britanya’nın en tanınmış dekoratörlerinden biri olan tasarım dünyasının “grand dame”i Nina Campbell’ın mağazası; neşeli ve klasik İngiliz tarzını yansıtan parçalarla dolu: işlemeli kumaşlar, çiçek desenli duvar kâğıtları ve aksesuarlar.
Desen ve renk konusundaki ustalığı imzası niteliğindedir. Bu sefer evime çok kullanışlı ve dekoratif melamin parlak yüzeyle tamamlanmış, 4 farklı rengi bulunan tabak altıklarını aldım. Ayrıca sürekli büyüyen Nina Campbell masa tekstili koleksiyonundan da çeşitli meyve ve sebze motifleriyle sülenmiş olan peçeteleri çok güzel ve dört mevsim kullanıma uygun.


VOLGA LINEN
Volga Linen,1990’ların başında Londra’da kuruldu. Markanın kurucusu, Doğu Avrupa kökenli olup aile geleneğinden gelen nakış kültürünü İngiliz ev estetiğiyle birleştirdi. Ketenlerin büyük bölümü Ukrayna ve Doğu Avrupa’da dokunuyor ve elde işleniyor. Sadece sofra değil, yatak odası ve banyo tekstilleri de çok zevkli. Özellikle en çok beğendiğim ürünlerinden bir tanesi de el boyama lamba şapkaları oldu. Samsara Curation için Leyla Umur’un boyadığı lamba şapkalarını hatırlattı. Seri üretimden uzak, hikayesi olan parçalar.



Bonadea
Bonadea sofra kurmayı sevenler için adeta küçük bir cennet. İçeri adım attığınız anda renkler, desenler ve ince el işçiliğiyle dolu bir dünyanın içine giriyorsunuz. El boyaması de Gournay porselen tabaklardan, Lobmeyer el boyama bardaklardan, Devagar masa tekstiline kadar daha birçok özel markanın en güzel koleksiyonlarını bulabilirsiniz.






PAOLO MOSCHINO
Paolo Moschino, Londra tasarım dünyasının en zarif ve sofistike isimlerinden biri. İtalyan kökenli olmasına rağmen estetik dili güçlü bir İngiliz çizgisi taşır. İngiliz zarafeti ile Akdeniz sıcaklığının buluştuğu bir stil diyebiliriz. Pimlico Road’daki varlığı da bu sokağın klasik ama rafine ruhunu mükemmel şekilde tamamlanıyor. Mağazada ayrıca stil dünyasının iki ikonik markasını da bulabilirsiniz. Belgian Shoes’un zarif el işçiliğiyle üretilen klasik slipper’ları ve Vibi Venezia’nın Venedik terlikleri koleksiyona ayrı bir karakter katıyor.



Cox London
Cox London, ışığı adeta bir sanat formuna dönüştüren İngiliz bir tasarım evi. Bronz ve metalden elde üretilen heykelsi avizeler ve aplikler tek tek elde üretiliyor ve boyanıyor. Temelleri “slow design” anlayışına ve doğadan ilham alan formlara dayanıyor. Pimlico Road’daki en etkileyici duraklardan biri. Şu sırada vitrinlerindeki manolya yapraklarından ve çiçeklerinden yapılmış avize görmeye değer.



LINLEY
Linley, Prenses Margaret’in David Linley tarafından kuruldu. İngiliz zanaatkarlığının en rafine temsilcilerinden biri. Ahşap işçiliği ve özellikle marquetry (ahşap kakma) konusundaki ustalığı markanın imzası. Oyun masaları, çerçeveler, bar dolapları, mücevher kutuları, özel yapım mobilyalar yalızca fonksiyonel değil; adeta koleksiyonluk parçalar gibi.




Keyifli seyahatler dileriz...
Canan Çehreli
Samsara Curated Travels
