Jnane Rumı

Marakeş’te bulduğumuz en özel durak.

Marakeş’in en yeni ve en ilham verici adreslerinden biri olan Jnane Rumi , klasik bir otelden çok, sanatsal ruhu olan bir aile evini andırıyor. Adı bile mekanın ruhunu anlatıyor. “Jnane” Arapça’da bahçe demek; “Rumi” ise hem dışarıdan geleni hem de Mevlana Celaleddin Rumi’nin o evrensel dünyasını çağrıştırıyor. Yani burası, biraz da farklı kültürlerin buluştuğu, huzurlu bir bahçe gibi.

Hikaye & Mimari & Dönüşüm

Jnane Rumi’nin hikayesi de en az kendisi kadar etkileyici. Burası, Palmeraie’deki — yani Marakeş’in efsanevi palmiye vahasında — en eski beş evden biri. Tunuslu ünlü mimar Charles Boccara tarafından tasarlanmış ve yıllar boyunca birçok sanatçıya ve entelektüele ev sahipliği yapmış.

Hollandalı avukat Gert-Jan van den Bergh ve eşi Corinne van den Bergh bu evi ilk gördüklerinde binadan çok yüzyıllık palmiyeler, zeytin ve antep fıstığı ağaçlarına aşık oluyorlar ve burayı yedi yıllık bir renovasyon süreciyle bugün ki haline getiriyorlar.

Odalar & Deneyim

Toplamda sadece 12 oda var ve her biri birbirinden tamamen farklı tasarlanmış ve kendi karakterine sahip. Ayrıca her odada şömine var ve akşamları yakıyorlar ve o anda otelin hissi tamamen değişiyor ve gerçekten ev hissi veren kısım burası.

Sabahları kahvaltı ise başlı başına bir ritüeldi. Portakal ağaçlarının altında, büyük bir özenle hazırlanmış masalarda, her gün taze ve yerel lezzetlerle güne başlıyorduk. Özellikle otel için seçtikleri seramik tabak takımlarını çok beğendim.

Yolunuz Marakeş’e düşerse, burada konaklamasanız bile mutlaka öğle yemeği için uğramanızı öneririm. Galeri gezer gibi her köşesini keşfedebilir, bahçesinde de portakal ağaçlarının altında yemek yemek ise başlı başına bir deneyim.

Keyifli seyahatler dileriz...

Canan Çehreli
Samsara Curated Travels